top of page

🎬“Je ne suis pas un homme facile” —Tersine Bir Dünya Gerçekten Adil mi?

  • jem
  • 8 Tem 2025
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Tem 2025


“Kadınların egemen olduğu bir dünya ilk başta rüya gibi gelebilir. Ama ya o dünya giderek başka bir baskıya dönüşüyorsa?”

🎥 Filmle Tanışma:

Bugün "Je ne suis pas un homme facile" adlı 2018 Fransız yapımı filmi konuşmak istiyorum. Film, geleneksel cinsiyet rollerinin tersine döndüğü bir dünyada geçiyor. Ana karakterimiz Damien, ataerkil bir toplumda büyümüş ve erkek olmanın avantajlarını fazlasıyla yaşamış biri. Ama bir gün kafasını çarpıyor ve gözlerini ona göre bambaşka bir dünyada açıyor: kadınların egemen olduğu bir dünya. O bu yeni düzene ayak uydurmaya çalışırken, biz de onunla birlikte aslında şimdi yaşadığımız dünyadaki güç ilişkilerini sorgulamaya başlıyoruz. Filmdeki kadın egemen dünya, aslında bizim şu an yaşadığımız ataerkil düzenin ayna görüntüsü gibi. Kadınlar iş hayatında, sokakta, sosyal hayatta daha baskın; erkeklerse çoğunlukla ikinci planda.


Filmde erkekler ''nesneleştirilmiş'' gibi, Cinsel obje gibi görülüyorlar. Damien sürekli dış görünüşüyle değerlendiriliyor.Yolda yürürken laf yiyor, fiziksel olarak rahatsız ediliyor, ses tonuna dikkat etmesi bekleniyor. "Bir sahnede, göğüs uçları tişörtünden belli olduğu için kadınlar tarafından uyarılıyor. Bazıları ona sarkıntılık yaparak bakıyor, sanki Damien ''bilerek'' bunu yapmış gibi. - bu sahne çok tanıdık değil mi? Ayrıca erkekler sokaklara dökülüyor; bu tersine dönmüş düzende maruz kaldıkları ayrımcılığı protesto ediyorlar.


Kadınlar ise oldukça baskın. Flörtte çok daha açıklar, erkekteki fiziksel çekiciliği konuşmakta hiçbir sakınca görmüyorlar. Erkeklerin duygusal ya da nazik olması ise ya alay konusu oluyor ya da "zayıflık" olarak görülüyor. Cinsellik, kadınların kontrolünde. Erkekler ise “çok hevesli görünmemek” için ekstra dikkatli davranmak zorunda kalıyor.


Kültür de bu düzene göre şekillenmiş.Kadınlar iş hayatının merkezindeyken, erkekler evde çocuk bakıyor ya da daha "yardımcı" roller üstleniyor. Kitaplarda, TV Programlarında, reklamlarda, medyada hep kadınların üstünlüğü ön planda.


Damien wearing sweatpants with 'HOT' written in pink on his backside - a reversal of gendered objectification
Damien’in pembe 'HOT' yazılı eşofmanı — erkeklerin cinselleştirilmesini yansıtan bir sahne.

Kadın egemen bir düzende, cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı direnen erkekler.
Kadın egemen bir düzende, cinsiyet temelli ayrımcılığa karşı direnen erkekler.

İlk İzlenim ve Beklentilerim
Filmin konusunu ilk duyduğumda gerçekten çok heyecanlandım. Tersine çevrilmiş bir dünyada, toplumsal cinsiyet normlarının nasıl işlediğini izlemek fikri bana göre çok çarpıcı ve düşündürücüydü. Ama filmi izleyince biraz hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim.. Kötü bir film değil kesinlikle ama çok daha fazlası olabilirdi. Böylesine bir konuyu tam potansiyeliyle işleyemedi bana göre. Özellikle, kadınların günlük hayatta yaşadığı mikro ve makro ayrımcılığın çoğunun yansıtılmadığını düşünüyorum. Filmde gösterilenler gerçek, evet – ama kesinlikle yetersiz. Kadın olmanın zorlukları çok daha fazla detayla işlenebilirdi. Yine de böyle bir konunun işlenmesi özellikle alıştığımız Amerikan yapımlarından değilde bir Fransız yapımından izlemek benim hoşuma gitti.

 Karakterler Üzerine: Damien ve Alexandre:

Damien karakteri beni izlerken çoğu zaman rahatsız etti. Kadınlara karşı neredeyse düşmanca bir tutumu vardı. Tipik bir womanizer, egosu yüksek ve kendini kadınlardan üstün gören biriydi. O yüzden uyandığı bu yeni dünyaya karşı öfkesi, kadınların ona baskı kurmasından değil, artık onlara baskı kuramamasındandı. Kadınların egemen olduğu bir dünyada erkek olmak zor ama onun için zor olan şey kadınlara karşı artık bir üstünlüğünün olmaması ve artık onları ezemeyecek olmasıydı.

Diğer yandan Alexandre karakteri biraz daha farklıydı. Evet, çoğu açıdan Damien karakterinin kadın versiyonu gibiydi. Fakat Damien’ın bahsettiği "erkek egemen dünya" fikrini direkt reddetmek yerine, üzerine düşündü ve araştırmaya başladı. Bu bana çok değerli geldi. İkisi aslında birbirinin aynası gibiydi ama Alexandre bu aynaya bakmaya cesaret ediyordu, Damien ise ondan kaçıyordu.


Başta Damien’ın karakterinde hiçbir değişim olmayacak gibi hissettim. Çünkü sadece isyan ediyor, sinirleniyordu. Ama sonlara doğru değişim yavaş yavaş kendini hissettirmeye başlıyor. Kadınların egemen olduğu dünyayı tamamen kabul etmiyor belki ama artık onu körü körüne reddetmiyor da. Bazen “hiçbir şey değişmedi” gibi hissettirse de aslında içten içe bir dönüşüm yaşadığı çok belliydi.


🎬 Gerçekten Kadınlar Egemen Olsaydı?

Peki, gerçekten kadınların egemen olduğu bir dünyada yaşasaydık, biz nasıl tepki verirdik? Açıkçası bir kadın olarak, böyle bir düzeni hep hayal ettim. Ama filmi izledikten sonra bu düşünceyi sorgulamaya başladım. Bir tarafın diğerine üstünlük kurması mı adaletli olurdu, yoksa iki tarafın da birbirini olduğu gibi kabul edip, eşit haklarla yaşaması mı?

Gerçek dünyada bazen tersine çevrilmiş toplumların hayalini kuruyoruz; kadınların güçlü, erkeklerin ikinci planda olduğu senaryoları düşününce içimiz bir nebze rahatlıyor gibi... Ama gerçek eşitlik, sadece rolleri değiştirerek sağlanamaz. Gerçek eşitlik, tarafların birbirini gerçekten dinlemesi, anlaması ve saygı duymasıyla mümkün olur.

Filmin sonuna geldiğimde ise gözlerim doldu. Alexandra ve Damien, erkeklerin egemen olduğu “bizim” dünyamıza geri dönüyorlar. Alexandra orada, Damien'in hep sözünü ettiği düzenin gerçek olduğunu görüyor. Kadınlar, haklarını savunmak için sokaklarda, pankartlarla, sloganlarla mücadele ediyorlar… Bu sahne beni çok etkiledi. Çünkü bu bizim yaşadığımız gerçeklik. Bu bizim hayatımız. Ve bu acıyı, bu mücadeleyi… en iyi biz anlarız.



🪞 Filmden Çıkan Yansıma:

Bu film bana şunu düşündürdü: Kadınların egemen olduğu bir dünya, kadınlar için rüya gibi görünse de (ki buna ben de dahilim), aslında bir tarafın diğerine üstünlük kurduğu her düzen baskıcı olabilir. Nasıl ki ataerkil toplumlarda erkekler zamanla kibirleşiyor ve güç zehirlenmesi yaşıyorsa, aynı şekilde kadınların egemen olduğu bir dünyada da aynısı olacaktır. Erkekler cinsel nesneye indirgenecek, küçümsenecek ve değersizleştirilecektir. Bu nedenle çözüm, bir tarafın üstün, egemen, söz sahibi olması değil; eşitlik içinde birlikte var olabilmek olacaktır. Ama ne yazık ki bu fikir hâlâ sadece bir hayal gibi…


Bu arada… Bu yazı benim blogumdaki ilk yazım. Umarım bu film incelemesini beğenmişsindir. Belki kusurları vardır, belki eksikleri ama kendimi gerçekten dürüstçe anlattım. Umarım hislerim sana da geçmiştir.



Filmdeki gibi toplumsal cinsiyet rollerinin tersine dönmesi gerçek dünyada olsaydı, nasıl tepki verirdiniz?

  • Kadınların egemen olduğu bir dünyada yaşamayı isterdim.

  • Her iki tarafın da eşit olması gerektiğini düşünüyorum

  • Böyle bir düzenin adil olamayacağını düşünüyorum.

  • Bu tür bir değişim, toplumsal çatışmalara yol açar.


Bu yazı size nasıl hissettirdi?

  • Düşündürücü ve derin

  • Kendi görüşlerimi sorgulamama neden oldu.

  • İyi yazılmış, ama daha fazla detay isterdim.

  • Duygusal anlamda beni etkiledi.


Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Yorumun benim için çok kıymetli, paylaşmak ister misin?

bottom of page